Aslında Seni Hayatta Tutmaya Çalışan Bir Mekanizma
Mutluluk hormonu dediğin şey
sürekli gülümsetmek için salgılanmaz.
O bir eğlence değil.
Bir ödül değil.
Bir “iyi hisset” düğmesi hiç değil.
O hormonlar seni mutlu etmek için değil,
devam etmeni sağlamak için çalışır.
Dopamin: Mutluluk Değil, Umut
Dopamin bir mutluluk hormonu değildir.
O bir beklenti kimyasıdır.
“Bir şey olacak” hissini üretir.
Yaklaşanı, ihtimali, ihtişamı değil;
olasılığı sever.
Bu yüzden:
Hedef koyduğunda
Bildirim beklediğinde
Beğeni sayısına baktığında
dopamin yükselir.
Ama elde ettiğin anda düşer.
Çünkü dopamin sahip olmayı değil, kovalamayı sever.
Serotonin: Neşe Değil, Konum
Serotonin çoğu zaman “mutluluk” diye anlatılır.
Oysa o bir denge ve yer hissidir.
Kendini güvende hissettiğinde,
değerli hissettiğinde,
topluluğun içinde yerin olduğunu düşündüğünde artar.
Yani serotonin:
“Ben buradayım ve tamamım” sinyalidir.
Bu yüzden sürekli dış onay arayan biri
ne kadar gülerse gülsün, içeride eksik hisseder.
Oksitosin: Haz Değil, Bağ
Sarılınca, güvenince, gerçekten görülünce salgılanır.
Oksitosin anlık keyif değil, bağ kurma hormonudur.
Bu yüzden yalnız başarı tat vermez.
Paylaşılmayan mutluluk kısa sürer.
İnsan biyolojisi bile der ki:
“Tek başına yetmez.”
Endorfin: Mutluluk Değil, Dayanma Gücü
Endorfin mutluluk için değil,
acıya dayanabilmen için vardır.
Zorlandığında, sınırı aştığında,
beden “devam edebilirsin” der.
O yüzden bazen acının içinden gelen rahatlama
“mutluyum” sanılır.
Ama aslında beden sadece hayatta kalmanı sağlamıştır.
Peki Neden Mutlu Olduğunu Sanıyorsun?
Çünkü sana anlık rahatlamayı mutluluk diye öğrettiler.
Çünkü geçici yükselmeleri kalıcı sanıyorsun.
Çünkü bedenin sinyallerini, ruhunun ihtiyacıyla karıştırıyorsun.
Mutluluk bir hormon değildir.
O bir uyum halidir.
Yaptığın şeyle iç sesin çelişmediğinde,
koştuğun yön kalbinle örtüştüğünde,
beden kimya üretmek zorunda kalmaz.
Çünkü zaten dengedesindir.
Mutluluk Hormonu Sandığın Şey




