Bize yıllarca şunu öğrettiler:
“Sakin ol.”
“Üzülme.”
“Kızma.”
Yani duyguları yönetmemizi değil,
yok saymamızı.
Ama duygular kontrol edilecek şeyler değildir.
Onlar bastırıldıkça şekil değiştirir.
Kontrol Etmek, Duyguyu Anlamamak Demektir
Bir duyguyu kontrol etmeye çalıştığında
ona şunu söylersin:
“Sen burada istenmiyorsun.”
Ve istenmeyen her şey
daha gürültülü hale gelir.
Öfke bastırıldığında kaybolmaz,
pasifleşir.
Üzüntü susturulduğunda geçmez,
bedene yerleşir.
Duygu Bir Sorun Değil, Bir Veridir
Duygular hata değildir.
Arıza hiç değildir.
Onlar birer bilgidir.
Ne olduğunu değil,
neye ihtiyaç olduğunu söyler.
Kontrol etmeye çalışmak,
gösterge ışığını sökmek gibidir.
Araba durur mu? Hayır.
Ama sen ne olduğunu anlayamazsın.
“Güçlü Ol” Demek Her Zaman İyileştirmez
Güçlü olmak bazen
hissetmemeyi öğrenmek sanılır.
Oysa gerçek güç,
duygunun içinde kalabilmektir.
Ağlarken dağılmadan durabilmek.
Kızgınken zarar vermemek.
Korkarken kaçmamak.
Bu kontrol değil, temastır.
Duygular Geçmek İçin Değil, Hareket Ettirmek İçin Gelir
Her duygu bir yön gösterir.
Öfke: sınır.
Üzüntü: kayıp.
Korku: dikkat.
Sevinç: genişleme.
Onları susturduğunda
yön tabelalarını da kapatırsın.
Sonra “neden böyleyim” dersin.
O Zaman Ne Yapmalısın?
Kontrol etmeye çalışma.
Alan aç.
Duyguyu adlandır.
Bedende nerede hissettiğini fark et.
Geçmesi için zorlamadan, kalmasına izin ver.
Duygu görüldüğünde çözülür.
Bastırıldığında yer değiştirir.
Son Bir Hatırlatma
Duygularını kontrol eden insan
sakin görünür.
Ama içi gergindir.
Duygularıyla temas eden insan
dalgalıdır.
Ama gerçektir.
Ve iyileşme
her zaman gerçekten başlar.
Duygularını Kontrol Etmeye Çalışma




