Bilgi Geldiğinde Değil, Direnç Düştüğünde
Öğrenme bir anda olmaz.
Bir cümle okuduğunda, bir video izlediğinde, bir şey dinlediğinde değil…
Öğrenme, zihin sustuğunda gerçekleşir.
Çünkü zihin doluyken bilgi içeri giremez.
Savunmadayken, karşılaştırırken, “ben zaten biliyorum” derken
öğrenme kapının önünde bekler.
- Öğrenme Güvende Hissedildiğinde Başlar
İnsan korktuğu yerde öğrenemez.
Yargılandığını hissettiğinde, hata yapmaktan çekindiğinde,
beyin kendini korumaya alır.
Korunma modunda gelişim olmaz.
Öğrenme ancak “burada yanlış yapabilirim” hissiyle filizlenir. - Bilgi Anlama Değdiğinde Öğrenmeye Dönüşür
Ezber öğrenme değildir.
Tekrar öğrenme değildir.
Öğrenme, bilgiyle kişisel bir temas kurduğunda olur.
“Bu benim hayatımda neye denk geliyor?” sorusu sorulmadıkça
bilgi zihinden kalbe inmez.
Anlam dokunmadıkça bilgi geçicidir. - Öğrenme Rahatsız Ettiğinde Gerçektir
Gerçek öğrenme konforu bozar.
Eski düşünceyi sarsar.
Bazen can yakar.
“Ben böyle sanıyordum ama öyle değilmiş” dediğin an,
işte tam orada öğrenme olur.
Zihin direnç gösterir, ego rahatsız olur.
Ama bilinç genişler. - Deneyimle Buluştuğunda Öğrenme Kilitlenir
Duyduğun şey uçup gider.
Yaşadığın şey kalır.
Öğrenme;
uyguladığında
hissettiğinde
hata yaptığında
bedene yazılır.
Bu yüzden bazı şeyleri yıllarca bilirsin
ama yaşayana kadar öğrenmiş sayılmazsın. - Öğrenme Zaman İstediğinde Gerçekleşir
Bazı bilgiler hemen açılmaz.
Zamanı gelince anlam kazanır.
Bugün okuduğun bir cümle,
aylar sonra bir anda anlamlanabilir.
Çünkü öğrenme doğrusal değil, döngüseldir.
Peki Gerçekten Öğrendiğini Nasıl Anlarsın?
Anlatabiliyorsan
Uygulayabiliyorsan
Hayatında bir şey değiştiyse
Öğrenme olmuştur.
Bilgi yük değil, harekete dönüşmüşse
artık senin olmuştur.




