Gerçekle Yüzleşmemek İçin Ustalıkla Kurulan Bir Oyun
İnsan en iyi kimi kandırır biliyor musun?
Kendisini.
Çünkü kendine yalan söylerken
ses tonunu yumuşatır, gerekçeleri süsler.
Gerçeği saklamaz… erteler.
“İyiyim” Demek Bir Savunma Olabilir
Bazen “iyiyim” demek
iyi olduğun anlamına gelmez.
Sadece bakılmasını istemediğin yere
bir perde çekmişsindir.
Kendini kandırma sanatı burada başlar:
Hissetmediğini hissetmiş gibi yapmakta.
Mantık, Duyguların Avukatıdır
İnsan duygusal bir karar alır,
sonra mantığı çağırır.
Mantık savunur, açıklar, haklı çıkarır.
Ama nadiren sorgular.
“Zaten herkes böyle yapıyor”
“Şu an zamanı değil”
“Ben buyum”
Bunlar gerçek değil, rahatlatıcı cümlelerdir.
Kandırmanın En İnce Hali: Umut
Umut bazen iyileştirir.
Ama bazen yüzleşmeyi geciktirir.
“Bir gün düzelir”
“Biraz daha sabredeyim”
Eğer o gün hiç gelmiyorsa,
umut bir kaçışa dönüşür.
Kendini Kandırmak Acıyı Azaltır, Bedeli Sonradır
Gerçeği görmek acıtır.
Ama kandırmak acıyı uzatır.
Kısa vadede rahatlatır,
uzun vadede içten içe kemirir.
Çünkü bastırılan her şey
bir gün başka bir yerden çıkar.
Peki Neden Bu Kadar Ustayız?
Çünkü gerçek değişim sorumluluk ister.
Ve sorumluluk, konforu bozar.
Kendini kandırmak:
“Henüz hazır değilim” deme lüksüdür.
Uyanış Nerede Başlar?
Kendine şu soruyu sorduğun an:
“Ben neyi görmek istemiyorum?”
Cevap rahatsız ediciyse,
doğru yerdesin.
Çünkü kendini kandırma sanatı
orada sona erer.
Ve gerçek temas orada başlar.
Kendini Kandırma Sanatı




